Kategoriler
Elektrikli Araçlar Manşet

Daimler elektrikli kamyonları 5 dakikada şarj edecek

Daimler’in kamyon departmanı, İsrailli nanoteknoloji şirketi StoreDot’a hızlı şarj edilebilen pillerin geliştirilmesi için yatırım yapacağını duyurdu

 

Alman otomotiv şirketi Daimler AG’nin elektrikli kamyonlarda kullanılacak piller için hızlı şarj teknolojisi üreten İsrailli şirket StoreDot’a 60 milyon dolar yatırım gerçekleştireceği belirtildi.

Daimler’den yapılan açıklamada, şirketin kamyon departmanının yatırım gerçekleştireceği nanoteknoloji malzemeleri üreticisi StoreDot’a ayrıca bir yönetim kurulu üyesi de atayacağı belirtildi.

Şirketin nanoteknoloji alanındaki çalışmaları sayesinde elektrikli araç pillerinin, akaryakıt depolarıyla aynı sürede şarj edilebileceği aktarılan açıklamada, yatırım sonrasında bu teknolojinin daha çabuk geliştirileceği kaydedildi.

StoreDot, geliştirdiği flashbattery pilleriyle çalışan elektrikli araçların 5 dakikada tam şarj seviyesine ulaşarak 480 kilometre yol katedebildiğini duyurmuştu.

Şirket, cep telefonlarında ve elektrikli araçlarda kullanılmak üzere geliştirdiği pilleri karbon bazlı karışımlar ve nano-materyallerle güçlendiriyor. Söz konusu pillerin gelecekte bugün kullanılan lityum-iyon pillerin yerini alacağı belirtiliyor.

İsrailli StoreDot’a, daha önce de Güney Koreli telekominikasyon devi Samsung’un yatırım iştiraki Samsung Ventures, Rus milyarder Roman Abramoviç’in ‘Norma Investment’ şirketleri ile İsrailli Girişimci Moshe Hogeg’in “Singulariteam” fonu da yatırım yapacağını açıklamıştı.

kaynak:ntv

Kategoriler
Manşet Oto İnceleme

BMW 750d ve Audi A8 TDI

4 TURBO 8 SİLİNDİRE KARŞI

 

En iyi konfor, en güçlü dizeller, en yüksek imaj… Ortak noktalarına rağmen bu iki köklü lüks sedan, tamamen farklı yöntemlerle savaşıyor.

 

 

Yönetim kurulunda yenilik… Gündemde yeni bir makam aracının satın alınması var. Lüks sınıf olmasına çoktan karar verildi, şimdiyse sıra motor seçiminde. Hibrid mi? Leasing bedelleri çok yüksek. Benzinli mi? “Hey, petrol şirketi değiliz biz”. Geriye bir tek dizel kaldı. Yani mali denetçilerin uykularını kaçırmayacak bir seçenek. Hem de başkanın iş yolculuklarında astronomik tüketimler yapmayacak bir motor. Kurul küçük bir kaçamağa da izin veriyor: Olacaksa 400 HP klasmanında, yani en güçlülerden biri olsun.

Durum böyle olunca yönetim kurulunun bir BMW 750d ile, yani yumuşak Alman lüksünün simgelerinden biriyle ilgilenmeleri mümkün. Ağırlık tasarrufu amaçlı karbon aksam, kulüp odalarını aratmayan lükslükte bir iç mekan, bolca elektronik… Amerikalı markalar büyük benzinli motorları, Japonlar da hibrid sistemleri tercih ederken, Almanlar iyice evcilleştirilmiş bir dizeli tercih ediyor. 3.0 lt’lik emektar dizel motor, 4 adet turbonun desteğiyle artık 400 HP güç ve 760 Nm tork üretiyor ve spor otomobilleri aratmayan performans rakamları sunuyor.

Buna rağmen bu sıralı 6 silindirli makine, günümüzde hacim cücesi olarak görülüyor. Çünkü Audi, A8 TDI’da 8 silindirli ve 4.2 lt’lik bir dizel kullanıyor. Gemi motoru olarak bile kullanılabilecek büyüklükteki bu makine, konu çalışma karakteri olduğunda da birinci sınıf. Bakalım Audi’nin V8’i mi yoksa BMW’nin 4 turbolu motoru mu daha tatmin edici?

Diğer taraftan Audi, yaşa bağlı bazı kırışıklıklara sahip. Ancak bunlar karoserinde değil: Zamandan bağımsız gergin hatları hala gayet genç görünüyor. Evet, kırışıklıklar iç mekanında: Artık eski hissettiren bir tasarım dili ve analog göstergeler. Benzer bir durum elektronik aksam için de geçerli: Animasyonlu göstergelerden hareketle kontrol edilebilen asistan sistemlere (hala sorunları olsa da) kadar BMW, çok daha modern bir yolda ilerlerken, Audi’nin sistemleri eski hissettiriyor.

İç mekan konusunda ise ikisi de çok bonkör, ancak arka sırada Audi biraz daha geniş. Tüm bunlara 4’er koltuk üzerinde yaşanan kulüp salonlarının rahatlığı ve en uzun yolculuklar için bile yeterli genişlikte bagaj hacimleri de ekleniyor. Peki ama yeni olan daha mı iyi? Örneğin BMW’nin tam dijital kokpitine gerçekten ihtiyacımız var mı? Ya da Audi’nin güneşlikten, gizlenebilen ekrana kadar her şeyi ayrı ayrı kontrol edebildiğiniz bolca düğmesi mi daha çekici? Diğer taraftan; kendisine Mercedes S Serisi’ni örnek alan BMW’nin uzaktan kumandalı park sistemi, lazer farlar veya ısıtmalı kapı kol dayanakları gibi yeni ekstralar kesinlikle çok hoş. Diğer taraftan BMW, etkileyici içsel değerlerini dışarıda da sergilemeyi başaramıyor. Neticede onu rahatlıkla öncüsüyle karıştırabilirsiniz. Bu da, günümüzün yükselen değeri olan SUV’lar ile prestij yarışında olan bu tür lüks objeler için tehlikeli bir durum.

Artık marş düğmelerine basma zamanı. BMW’nin motoru rölantide daha derinden gelen dizel sesleriyle çalışsa da, gaz pedalına bastığınız ilk anda onun bir dizel olduğunu unutuyorsunuz. Bunun nedeni ise 4 adet turbonun verdiği hoş konser. Biri alçak diğeri yüksek basınç üreten iki turbo her zaman devrede. 2500 d/d’de ekibe, ikinci bir yüksek basınç turbosu katılıyor. Hızlı kalkışlarda alçak basınçlı turbolar devre dışı bırakılırken, bu durum kesinlikle hissedilmiyor. Hissedilen tek şey yaratılan muhteşem sonuçlar: 750d, gecikmesiz ve turbo boşluğu olmadan inanılmaz bir ivmeyle hızlanıyor ve 2 bin 73 kg’lık bu dev, neredeyse balistik bir mermiye dönüşüyor. Hız ibresi kalkıştan sadece 4.5 sn sonra 100 rakamına ulaşıyor ve hızlanma o kadar etkili bir şekilde devam ediyor ki, otoyollarda onu geride bırakabilmek için aracınızın çok büyük bir benzinli V8’e sahip olması gerekiyor. Tüketimde ise durum performansın tam tersi: 8.1 lt ile dizel motor, benzinli kardeşi 750i’den 2 lt daha az tüketiyor. Tam gaz kullanımlarda ise bu fark daha da açılıyor.

Hacim küçültmenin tasarruf potansiyelini Audi’ye baktığımızda görüyoruz. Büyük hacmi nedeniyle V8 TDI, 100 km’de 9.1 lt tüketiyor, bunu yaparken BMW’den sadece birazcık daha hızlı olabiliyor. Maksimum hızlar ise iki otomobilde de 250 km/s’de limitlendirilmiş. Audi’nin tiptronic şanzımanı vitesleri çok hassas bir şekilde değiştirirken, aklı çok az karışıyor. BMW’nin otomatik şanzımanı da çok başarılı. Aralarındaki asıl önemli fark ise sesi. Bunu şöyle tarif edebiliriz: 750d, çok uzaklardaki bir kartonpiyer duvara küçük çiviler çakıyormuş gibi hissettiriyor. A8’de ise, beton sağlamlığındaki karoserin altından gelen lüks bir motorbotun homurtularını duyuyorsunuz. Audi, en yeni motor neslinde de 8 silindirli makinelerle devam kararı aldı: Kısa bir süre önce SQ7’de tanıtılan yeni 4.0 TDI, hem 900 Nm’lik torku hem de etkileyici sesiyle insanın tüylerini diken diken ediyor.

Bu yeni motor A8’in daha sportif olan karakterine daha da iyi uyum sağlayabilir. A8’in orta konumda hızlı tepkiler veren direksiyonu ve kısa stroklu süspansiyonu çok etkileyici. Ayarlı amortisörler “Dynamic” modda direksiyona kısa titreşimler gönderdiğinden, lüks sınıfa yaraşır bir sakinlik için “Comfort” modunun seçilmesi gerekiyor. Süspansiyondaki fazla sertlik Audi’nin de dikkatini çekmiş olacak ki, bir sonraki A8 daha yumuşak bir karaktere sahip olacak.

BMW ise sürücüsünü, “Sport” modunu seçmeye yönlendiriyor. Çünkü yumuşak genel ayarlara sahip 7 Serisi’nin yumuşak salınımları “bulutların üzerindeymiş gibi gidiyor” denilen S Serisi’ni bile geride bırakmak istediğini düşündürüyor. Direksiyon da Amerikanları hatırlatan bir yumuşaklıkla çalışıyor ve tüm bunlar insanın beynini uyuşturuyor. Bu kesinlikle bir BMW değil! Evet, BMW’den alıştığımız ataklık ve dinamizme ulaşmak için “Sport” modun seçilmesi şart.

Maliyetlerden konuşmaya başlasak mı, yoksa bu konuyu denetim kuruluna mı bıraksak? Neyse, en azından Türkiye fiyatlarına bir bakalım: 750 Ld xDrive olarak ithal edilen BMW 7 Serisi’nin fiyatı 1 milyon 137 bin liradan başlıyor. BMW’yi uzun versiyon olarak aldığımız için Audi A8’in fiyatını da uzun versiyon olarak veriyoruz: A8 L 4.2 TDI için talep edilen rakam 916 bin TL. Yani Almanya’da olduğu gibi Türkiye’de de BMW daha pahalı.

kaynak: autoshow.com.tr

Kategoriler
Manşet Oto Haber

Chrysler, Çin’deki 19 binden fazla aracını geri çağırdı

2004-2012 yılları arasında üretilen bazı araçlar, teknik bir kusur nedeniyle geri çağırıldı.

ABD’li otomobil üreticisi Fiat Chrysler, Çin’deki 19 bin 572 aracını geri çağırdı.

Çin Kalite Denetleme ve Karantina İdaresinden yapılan açıklamada, araçların hava yastıklarının şişirilmesinde kullanılan pompalarda teknik bir kusur olduğu gerekçesiyle geri çağrıldığı belirtildi.

Çağırma işleminin, 2004-2012 yıllarında üretilen 300C sedan ve Jeep Wrangler modellerini kapsadığı ifade edildi.

Şirketin kusurlu parçaları ücretsiz değiştireceği kaydedildi.

kaynak:ntv

Kategoriler
Manşet Oto Haber

Tüm Seat’lara 1 milyon 200 bin kilometrelik test

SEAT, otomobillerini satışa çıkarmadan önce parçalarına farklı testler uyguluyor. SEAT modellerinin prototipleri, yılda 1 milyon 200 bin kilometreden uzun bir test sürüşüne tabi tutulurken; tekerlekleri, koltukları, kapıları, frenleri, kumanda düğmeleri ve daha birçok aksamı son derece zorlu testlerden geçiyor.

SEAT, geliştirdiği tüm otomobilleri üretime geçmeden veya üretim sonrasında zorlu testlere tabi tutuyor. Bu testlerin çoğu, model henüz prototip iken gerçekleştiriliyor. SEAT’ın prototip otomobillerinin kapıları 30 bin defa açılıp kapatılıyor, koltuk minderleri ve arkalıkları 20 bin defa fırçalanıyor ve her kumanda düğmesine 5 bin defa basılıyor. Bazı testler ise üretilen tüm otomobillere fabrika çıkışında uygulanıyor.

1 MİLYON 200 BİN KİLOMETRELİK TEST

Yaklaşık elli mühendis, prototip modelleri zorlu zemin koşullarında, yılda 1 milyon 200 bin kilometreden uzun bir test sürüşüne tabi tutuyor. Bu sayı, dünya etrafında dört tura eşit… Tüm tekerlek parçalarının, Rusya’nın buzlu yollarına olduğu kadar, Fas çöllerinin 50 derecelik kavurucu sıcağına da dayanıklı olması hedefleniyor.

3 BİN KM’LİK TAŞ ÇARPMASI TESTİ

SEAT prototip otomobilleri uzun bir çarpma testinden de geçiyor. Geliştirme aşamasında aracın alt takımına, tekerlek kemerlerine veya tamponlara yüz binlerce taş çarpıyor. Bu testte amaç, parçaların bozuk zeminde 3 bin kilometre sürüşe nasıl dayandığını görmek.

HER KOLTUKTA 20 BİN SÜRTÜNME HAREKETİ

Test aşamasında kullanıcıların otomobile 20 bin defa binip inmesi simüle ediliyor. Bu eylemler, koltukların kumaşına sürtünme hareketleri yapan makineler tarafından tekrar tekrar gerçekleştiriliyor. Ayrıca, her otomobil modeli için koltuk arkalıkları 20 bin defaya kadar katlanarak dayanıklılıkları kontrol ediliyor.

HER KUMANDA DÜĞMESİNE YAKLAŞIK 5 BİN DEFA BASILIYOR

SEAT otomobillerinde her düğme, kadran ve kumanda mekanizması, dokunan kişide kalite ve hassasiyet hissi yaratmalı. Bu nedenle, navigasyon ekranı, radyo ve klima ayar düğmelerine yaklaşık 5 bin defa basılıyor. Bu testler, dokunmayı içeren tüm etkileşimler üzerinde çalışan uzman kişiler tarafından, araçlar satışa sunulmadan üç yıl önce gerçekleştiriliyor.

KAPILAR 30 BİN DEFA AÇILIP KAPATILIYOR

Kapı kapama sesi, yeni bir otomobil alıcısında kalıcı bir izlenim yaratır. Bu yüzden, her modelde 30 bin defa gerçekleştirilen açma kapama işleminde kapıların sıkıca monte edilip edilmediği kontrol ediliyor.

2 BİN 500 LİTRE MUSON YAĞMURU

Her gün üretim bandından çıkan 2 bin 200’den fazla aracın tabi tutulduğu bir başka test ise geri dönüşümlü bir sistemde on dakika boyunca dökülen 2 bin 500 litre suya dayanıklılık. Bu test sayesinde yolcu bölmesinin tamamen su geçirmezliği onaylanıyor.

2 MİLYON KİLOMETRELİK SÜRÜŞ TESTİ 

Bu testte hedef, frenleme sisteminin düzgün çalıştığını kontrol etmek ve rahatsız edici sesler çıkarmadığını doğrulamak. Bu, otomobillerin, yetkili satıcılara teslim edilmeden önce geçtikleri son test… Otomobiller bu son sınavında, bozuk ve eğimli tipte altı farklı zemin türünü içeren bir parkurda 2 milyon kilometre kat ediyor.

 kaynak: ntv
Kategoriler
Manşet Motor

Yuasa motosiklet aküsü, Motobike 2018 ile Türkiye pazarına girdi

Yuasa motosiklet aküsü, Motobike 2018 İstanbul fuarı ile birlikte Türkiye pazarına giriş yaptı. Dünya akü devi GS Yuasa ortaklığıyla sektöre hareket getirdiklerini belirten İnci GS Yuasa İcra Kurulu Direktörü Cihan Elbirlik, “Türkiye’nin büyüyen motosiklet pazarına güçlü Japon markası Yuasa ile yenilik ve dinamizm katacağız” dedi.

İnci Holding ve GS Yuasa iştiraki İnci GS Yuasa, motosikletlerin gücüne güç katıyor! Yuasa motosiklet aküleri, 22-25 Şubat2018 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nin ev sahipliği yaptığı Motobike 2018 İstanbul Fuarı’yla birlikte Türkiye pazarına giriş yaparak tüketiciler ile buluştu.

İnci GS Yuasa İcra Kurulu Direktörü Cihan Elbirlik, “Türkiye’de motosiklet pazarı hızla büyüyor. Şu anda Türkiye’de 3 milyondan fazla motosiklet trafikte. Kur ve vergi artışına rağmen İstanbul’da önemli bir motosiklet kullanımı var. Marmara’yı bölge olarak Ege ve Akdeniz izliyor. Oldukça hareketli bir pazar. İş ortağımız GS Yuasa’nın 100 yılı aşan tecrübesini, kendi deneyim ve tecrübemizle birleştirerek Türkiye’deki motosikletlere enerji sağlayacağız ve sektöre yenilik ve dinamizm katacağız” dedi.

kaynak: motoaktuel

Kategoriler
Manşet Oto İnceleme

Honda NSX, Nissan GT-R Godzilla’dan daha güçlü

Nissan GT-R ve Honda NSX… İkisi de birer ikon. Ancak NSX kısa bir süre önce tamamen yenilendi. Bu iki alfa kurdunu, birbirinin karşısına çıkarmaya karar verdik. Bakalım kazanan hangisi olacak?

Çığlıklar atarak, her yerinden maket olduğu anlaşılan binalar ve otomobillerin üzerine ayağıyla basıyor. Ardından canavarımız, dikenli kuyruğuyla plastik bir bina figürünü yıkıyor. Ortalığa parçacıklar saçılıyor, sahne dumana boğuluyor, tüm sahne titriyor… Japon efekt ustaları Godzilla’yı canlandırıp ilk kez filme çektiklerinde her şey çok komik görünüyordu. Ama bu devi bir şekilde tüm dünya çok sevdi.

Kestik! Şu anda takvimler 2016’yı gösteriyor ve Godzilla bir şekilde değişmiş gibi duruyor. Çünkü artık ortalığı iki ayağının üzerinde yıkmıyor. Bunun yerine 4 ayağıyla zemine sıkı sıkı basıyor. Ayrıca gücü de artık 570 HP. Godzilla ise sadece bir takma ad. Yani modern kahramanımızın gerçek hayattaki ismi Nissan GT-R. Porsche ve benzerlerine sert darbelerle ağzının payını veren kahramanımız, BMW’leri ise kahvaltı niyetine yiyor. Piyasadaki başka hiçbir spor otomobil, Japon masal devine onun kadar yakın hissettirmiyor.

Ancak bu durum değişebilir. NSX ile Honda, Godzilla’ya eşdeğer bir rakip üretmiş gibi görünüyor. Bize göre bu yeni süper sporcu, GT-R’a sıkı bir dayak atabilir. Bu arada: Honda’nın köşeler yerine uyumlu yuvarlak hatlara sahip olan hızlı çocuğu, ortadan motorlu konseptinin getirdiği orantılar sayesinde, görsellikte gerçek bir süper sporcuya daha fazla benziyor. Peki ama NSX, GT-R’ın durdurulamaz saldırganlığıyla nasıl başa çıkacak? Tabi ki teknolojileriyle.

Nissan gibi Honda da, prensipte 4 tekerlekten çekişli bir araç. Ancak NSX, ön aks için gereken gücü içten yanmalı motorundan değil, 2 adet 37 HP’lik elektromotordan alıyor. Çift turbolu V6 ise gücünü arka tekerleklere gönderiyor. Aslında benzinli motor da elektrik gücüyle destekleniyor: Üçüncü elektromotor 48 HP’lik gücünü krank miline gönderiyor.

Nissan ise, transaks (şanzıman arkada) yapı dışında, biraz daha konvansiyonel kalıyor. GT-R’da da çift turbolu bir V6 görev yapıyor. Honda’da toplam gücün sadece küçük bir kısmı ön tekerleklere gönderilirken, Nissan’da bu oran yüzde 50’yi bulabiliyor.

Bu konsept GT-R’a dar virajlarda hızlanırken avantaj sağlarken, hızlı dönüşlerde viraj dışına kayma eğilimine neden oluyor. Ön aksa fazla tork yönlendirildiğini hissettiren GT-R, bu nedenle biraz daha ağır hissettiriyor. NSX ise gerçek bir arkadan itişli otomobil gibi hissettiriyor. Yani viraj çıkışlarında arkadan kayıyor. Aynı şekilde ağırlık transferlerinde de (yumuşak bir şekilde hissettirse de) dönmek istiyor: Kendi impulsu fazla geldiğinde, arkasını bırakıveriyor. Ancak bunu akıcı, asla fazla dramatik olmadan ve çok yüksek bir keyif vererek yapıyor. NSX’in motor paketi de bu tarza uygun. İpeksi bir yumuşaklıkla çalışan V6, 7500 d/d’nin üzerinde kullanımlar için çok uygun. Devir kesiciye güçlü şikayet tepkileri veren motorun sesleri de daha otantik. Ayrıca her zaman fazladan bir ısırma kabiliyetine de sahip, çünkü arkadaki elektromotor turbo boşluğu problemini ortadan kaldırıyor: Tam gazda bu 3.5 lt’lik makine, dev hacimli bir atmosferik motor gibi hissettiriyor. Tüm bunlara hatasız çalışan 9 ileri oranlı çift debriyajlı bir şanzıman da ekleniyor. Direksiyondaki kollarla kontrol edilen şanzıman ve motor muhteşem bir kombinasyon oluşturuyor. NSX fazla müsrif olmamayı da başarıyor: 581 HP’lik sistem gücüne rağmen ortalamada 10.3 lt/100 km ile yetinebiliyor. Nissan ise neredeyse 2.5 lt daha fazlasına ihtiyaç duyuyor. Ayrıca GT-R’ın V6’sının sesleri de daha zararsız, daha masum hissettiriyor. Neyse ki o da keyif garantisiyle gelen bir otomobil. Hatta sübjektif güç hissi daha fazla, ayrıca 300 km/s’lik maksimum hızına inanılmaz bir ivmeyle tırmanıyor. Godzilla sadece hızlı virajları NSX kadar sevmiyor. Umarız bu sözümüze kızıp ortalığı dağıtmaz…

SONUÇ

Jan Horn
mIrko menke

HONDA, NISSAN’IN GODZİLLASINI GERİDE BIRAKTI

NSX pistte GT-R’dan sadece biraz daha hızlı olmasına rağmen Godzilla finalde yenildi. NSX hem etkileyicilikte hem de yüksek hız kabiliyetinde çok başarılı. Hatta tüm disiplinlerde GT-R’ı yakalayabiliyor. Ancak: Honda’nın fiyatı Nissan’ın neredeyse 2 katı. Durum böyle olunca NSX tutkunlarının sayısı, Godzilla sahiplerinki kadar fazla olamayacak.

Teknik veriler Honda Nissan

Motor (tip/silindir sayısı) V/6/bi-turbo V/6/bi turbo

Supap/eksantrik adedi silindir başına 4/4 silindir başına 4/4

Motor hacmi (cc) 3493 3799

Maksimum güç (HP-d/d) 507-6500 570-6800

Maksimum tork (Nm-d/d) 550-2000 637-3300

Elektromotorlar (HP) 3 adet, 48/37/37 HP –

Sistem torku (Nm) 646 Nm –

Sistem gücü (HP) 581 –

Maksimum hız (km/s) 308 315

Şanzıman 9 ileri, ç. debriyaj 6 ileri, ç. debriyaj

Güç aktarımı 4×4 4×4

Ön/arka frenler disk/disk disk/disk

Test aracı lastikleri 245/35 ZR 19 Y-305/30 ZR 20 Y 255/40 ZRF 20 Y-285/35 ZRF 20 Y

Tüketim (lt/100 km) 10.0 11.8

Yakıt deposu (lt) 59 74

Römork kapasitesi (frenli) (kg) yok yok

Bagaj hacmi (lt) 110 315

Boyutlar (u/g/y) (mm) 487/2217/1204 4710/2020/1370

Test verilerir Honda Nissan

Hızlanma 0-50 km/s (sn) 1.4 1.4

0-100 km/s (sn) 3.2 3.2

0-160 km/s (sn) 6.9 6ç9

0-200 km/s (sn) 10.6 10.8

Esneklik 60-100 km/s (sn) 1.5 1.5

80-120 km/s (sn) 1.8 1.8

Boş ağırlık/yükleme kapasitesi (kg) 1762/233 1793/407

Ön/arka ağırlık dağılımı (%) 42/58 55/45

Sağa/sola dönüş çapı (m) 12.4/12.2 12.2/12.4

Fren mesafesi 100 km/s’de soğuk (m) 37.0 35.4

100 km/s’de sıcak (m) 35.2 34.9

İç gürültü 50/100/130 km/s’de (dB(A)) 61/70/74 63/70/75

Test tüketimi (lt/100 km) 10.3 12.7

Menzil (km) 570 580

Kategoriler
Manşet Oto Haber

Suzuki, Tokyo için hazırlanıyor

Suzuki’nin önümüzdeki ay Tokyo’da tanıtacağı konsepti Xbee basına tanıtıldı.

Ekim ayının son haftası kapılarını açmaya hazırlana Tokyo Otomobil Fuarı’nın katılımcıları yeni modellerini ve konsept tarasımlarını ortaya çıkarmaya başladı. Suzuki Tokyo’da tanıtacağı yeni modellerinin görsellerini ortaya çıkardı.

Xbee Outdoor Adventure
Xbee Outdoor Adventure

Xbee’nin standart versiyonunun dışında Outdoor Adventure ve Street Adventure olmak üzere iki versiyonu daha bulunuyor.

Suzuki’nin diğer iki modeli Spacia ve Carry ise hafif ticari araç modelleri.

Spacia
Spacia
kaynak: ntv
Kategoriler
Motor Oto Haber

Honda’nın merakla beklenen scooter modeli Forza yüzünü gösterdi

Honda’nın uzun zamandır merakla beklenen yeni maksi scooter modeli Forza, yüzünü Roma Motosiklet Fuarı’nda gösterdi. Avrupa için geliştirilen 300 cc’lik versiyonu ile ilk kez tanıtılan Forza 300, Temmuz ayından itibaren Türkiye’ye özel olarak üretilen 250 cc hacme sahip bir motor ile donatılmış olarak gelecek.

Scooter segmentindeki rekabeti kızıştıracak en iddialı modellerden biri olan Forza 250, Türkiye’deki motosiklet severlerle Temmuz ayında buluşacak. Türkiye’ye özel olarak geliştirilen yeni  250 cc’lik motoru ile Temmuz ayından itibaren yollara çıkmaya hazırlanan Forza 250 segmentinin en iddialı modellerinden biri olacak. Hafiflik, kompakt tasarım ve sportif form gibi ilkelerinin yanı sıra, ayarlanabilir elektrikli ön cam, tamamen LED ışıklandırma, opsiyonel 45 litre kapasiteli Akıllı Anahtar bağlantılı arka çanta gibi geliştirilmiş özellikleri ile dikkat çekiyor.

Yeni Forza, bir önceki modelin tasarımından daha sportif yeni görünüşü ile daha sıkı, keskin hatlar ve güçlü bir yapı ortaya koyuyor. Dingil mesafesi ve uzunluğu düşürülen model, aynı zamanda daha dar ancak görüş açısını genişletecek yükseltilmiş bir yapıya sahip. Yenilenen şasi tasarımı ve yapısıyla, daha kuvvetli bir hızlanma, daha yüksek son sürat ve yakıt ekonomisi sunan Forza, daha geniş bir çapa sahip arka tekerleğine rağmen selefinden çok daha hafif bir yapıya kavuştu.

Öte yandan bir scooterda ilk kez bulunan, Honda Seçilebilir Tork Kontrolü’ne de sahip olan Forza, bu özellikleri ile rakiplerinden ayrışıyor. İlk defa bir Honda scooter modelinde yer verilen Honda Seçilebilir Tork Kontrolü Sistemi (HSTC) ön ve arka tekerlekler arasındaki en ufak bir hız farkını bile anında fark ederek, kayma oranını hesaplıyor ve motor gücünü ve torkunu yakıt enjeksiyonu ile ayarlayarak arka tekerlekteki tutunmayı yeniden sağlıyor.

Yeni Forza’nın ergonomik anlamda da iddialı bir model haline gelmesi için çalışan Honda mühendisleri, sele altındaki bölümü iki kapalı kask alabilecek şekilde tasarladı. Bunun yanı sıra saklama alanını bir kask ve/veya yağmurluk alacak şekilde A4 boyutlarında çantalarla bölmelere ayırmak mümkün. Karenajın ön bölümünde bulunan saklama gözü de artık kilitlenebiliyor. Bu sayede sürücü güvenle telefon veya matara gibi herhangi bir eşyasını o bölmede saklayabiliyor. Aynı zamanda bu bölmenin içerisinde 12V şarj soketi de yer alıyor.

Rahatça ayarlanabilen yeni elektrikli ön cam yüksek hızlarda maksimum rüzgâr korumasını ve şehir sürüşlerinde kusursuz özgürlük hissi veriyor. Forza’nın tasarım çizgileri önde yeni,  gidonun sol tarafından kontrol edilebilen ve 140 mm’ye kadar ayarlanabilen elektrikli cam ile başlayarak arkaya doğru devam ediyor. Ayrıca yenilenen gösterge paneli analog kadrana ek olarak birçok ekstra bilgiyi de dijital ve LED olarak sunmaya başladı. Analog hız ve devir göstergesinin ortasında 3 farklı mod arasında geçiş yapılabilen dijital bir yol bilgisayarı yer alıyor.

kaynak: motoaktuel

Kategoriler
F1 Manşet

Alfa Romeo’dan tarihi geri dönüş

Formula 1 tarihinin baş aktörlerinden olan Alfa Romeo, 33 yıl aradan sonra pistlere geri dönüyor.

Fiat Chrysler Automobiles (FCA) bünyesindeki İtalya’nın en köklü otomobil markalarından Alfa Romeo, 33 yıl aradan sonra dünyanın en prestijli motor sporları organizasyonlarından Formula 1’e geri dönüyor. Kökleri itibariyle Formula 1 tarihinin baş aktörlerinden olan Alfa Romeo, İsviçreli Sauber F1 Takımı ile 2018 yılının başında Formula 1 dünya şampiyonasına katılabilmek için uzun süreli bir teknik ve ticari ortaklık anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında kurulan, “Alfa Romeo Sauber F1 Takımı” 2018 yılından itibaren Formula 1’e damgasını vurmak için mücadele edecek. Son teknoloji Ferrari güç ünitesi kullanılacak olan araçlar, Alfa Romeo’nun sponsorluğunda kendine özgü renklerini ve efsanevi logosunu taşıyacak. Anlaşmayla birlikte ayrıca,Alfa Romeo ve Sauber arasında birçok stratejik, ticari ve teknolojik iş birliği ve teknik bilgi paylaşımı da yapılacak.

 

“Alfa Romeo mühendisleri kendilerini Giulia ve Stelvio ile kanıtladı”

 

Sauber F1 Takımı ile yapılan anlaşmanın 30 yılı aşkın bir aradan sonra Formula 1’e dönecek olan Alfa Romeo markasının yeniden şekillenmesinde kayda değer bir adım olacağını belirten Fiat Chrysler AutomobilesCEO’su Sergio Marchionne, Formula 1’in geçmişinde çok önemli bir yer eden Alfa Romeo’nun artık organizasyona katılan diğer büyük üreticiler arasındaki yerini alacağını söyledi. Marchionne, “Yapabileceklerini Giulia ve Stelvio ile kanıtlamış olan Alfa Romeo mühendisleri ve teknikerleri, bu deneyimi Sauber F1 Takımıyla paylaşma imkânı bulacak. Aynı zamanda Alfa Romeo hayranları da eşsiz, efsanevi spor tarihinde yeni bir sayfa açmaya kararlı olan araç üreticisini bir kez daha destekleme şansı bulacaklar” açıklamasında bulundu.

 

Sauber Holding AG şirketinin Başkanı Pascal Picci ise imzalanan anlaşmayla ilgili olarak şu ifadelerde bulundu;“Alfa Romeo’yu, Sauber F1 Takımı’na dahil etmekten dolayı çok mutluyuz. Alfa Romeo’nun Grand Prix yarışlarında oldukça köklü ve başarılı bir geçmişi bulunuyor ve bu uluslararası saygın şirketin motor sporlarının zirve noktasına dönüşünde bizimle çalışmayı seçmesinden gurur duyuyoruz. Bir araç üreticisiyle beraber çalışmak Sauber Grup’un teknoloji ve mühendislik projelerini geliştirmesi için çok büyük bir fırsat. Alfa Romeo Sauber F1 Takımı’na birlikte büyük başarılar kazandırabileceğimiz konusunda kendimize güveniyoruz ve uzun, başarılı bir ortaklık olacağına inanıyoruz.”

 

Efsanenin dönüşü!

 

Dünyada teknolojik üstünlüğü kadar, yarış pistlerine bıraktığı mirasıyla da tanınan Alfa Romeo, İkinci Dünya Savaşı öncesi Grand Prix’lerin tartışmasız şampiyonuydu. 1925 yılında GP Tipo 2’de ilk dünya şampiyonasını kazanan Alfa Romeo, 1950 ve 1951 yıllarında Nino Farina ve Juan Manuel Fangio ile ilk iki pilotlu dünya şampiyonasını kazanma başarısını gösterdi. 1961 ve 1979 yılları arasında birkaç değişik Formula 1 takımına motor tedariki sağlayan Alfa Romeo, 1979 yılında takım olarak geri dönmesinden sonra en iyi derecesini 1983 yılında takımlar şampiyonasında 6’ncıolarak aldı. Alfa Romeo geri dönüşüyle, 1985 yılında çekildiği Formula 1’e yeniden damgasını vurmayı ve zaferlerle dolu eski günlerine geri dönmeyi amaçlıyor.

kaynak: otomobil gazetesi

Kategoriler
Manşet Oto İnceleme

Audi TT RS ve Chevrolet Corvette Stingray

Yeni yetme ihtiyar Rocker’a karşı

Alman mükemmeliyetçiliği mi, vahşi Amerikan kas gücü mü? Spor otomobil düellomuzda tamamen farklı iki araç karşı karşıya. Peki ama hangisi gerçekten daha iyi?

Vergleich Corvette TT RS im Contidrom

Justin Bieber mi, Bruce Springsteen mi? Buradaki seçim herkes için kesin olacaktır. Neticede kimse, Justin’in konserinde çıldırıp evinde “Boss” Springsteen albümü koleksiyonu yapmaz. Benzer bir durum karşılaştırmamızın konukları için de geçerli. Ya bir Audi TT hayranısındır, onu gördüğün anda kendinden geçersin ve rüyanda bile RS’in 5 silindirli motorunun en iyi şarkılarını mırıldanırsın. Ya da bir Corvette fanatiğisindir, 8 silindirli motorun kükremeli müziğini seversin ve bu gerçek ustanın kaslı görünümüne bayılırsın.

Zevkler ve renkler tartışılmaz. Yani müzik zevkinize tabi ki karışamayız. Ancak yapabileceğimiz bir şey var: Hangisinin daha iyi spor otomobil olduğunu söyleyebiliriz.

Yeni Audi TT RS, kesinlikle gürültülü olabiliyor. 5 silindirli motoru gürlüyor, homurdanıyor ve büyük hacimli motorları aratmıyor. Aslında bunda haklı da, çünkü son haliyle bu makine, 400 HP güç üretiyor. Bu da TT tutkunlarının hoşuna gidiyor: 100 km/s’ye 4 sn’den daha kısa bir sürede ulaşıyor ve 280 km/s hız yapabiliyor. Bunlar gerçekten baştan çıkarıcı değerler.

Corvette de benzer kalibrede bir silah: Stingray versiyonunda 466 HP güce ve mükemmel bir uyumla çalışan 8 silindire sahip. 6,2 litre hacim! Sadece bu rakam bile baştan çıkmak için yeterli.

Tüm spor otomobilleri yaptığımız gibi, bu ikiliyi de Hannover’deki Contidrom Pisti’ne götürüyoruz. TT RS burada çok iyi kartlara sahip. Dar viraj sonrası tam gaz hızlanmalarda 4 tekerlekten çekiş sistemi Audi’ye çok yardımcı oluyor. İki uzun düzlükte 200 km/s’yi aşan maksimum pist hızları ise 7 ileri çift debriyajlı şanzıman için herhangi bir sorun olmuyor. Aşırı hızlı ve çok uzun sol virajda oluşan yüksek santrifüj kuvvetleriyse sert süspansiyon tarafından rahatlıkla kontrol edilebiliyor.

Diğer taraftan RS, çoğu ön aks üzerine binen neredeyse 1.5 tonluk ağırlığı hareket ettirmek zorunda. Bu nedenle dengesiz hissettiriyor: Ön tekerlekler, üzerlerine binen yüksek kütle nedeniyle kaymamak için çok uğraşıyor ve bunu çok uzun bir süre sürdüremiyorlar.

Atılan her turun ardından ısınan lastikler nedeniyle ilk başlardaki hafif önden kayma eğilimi sürekli artıyor. Direksiyon hissi ise, sürücünün artan önden kayma eğiliminin ne zaman savrulmaya neden olacağını hissetmesini engelliyor.

Vergleich Corvette TT RS im Contidrom
Vergleich Corvette TT RS im Contidrom

Sport-Auto modda şanzımanın sürekli aklının karışması, motorun devir kesiciye girmesi ve DSG’nin isteksizliği de can sıkıcı. Seramik fren disklerine rağmen pedal hissi zayıf kalırken, sert frenlemelerde aracın arka kısmı huzursuz oluyor. TFSI ise kesinlikle hatasız bir makine. Kısa bir turbo boşluğu yaşatmasına rağmen çok güçlü, canlı, devirlenmeye aç ve “eski” 5 silindirli atalarının “Blues” ruhuna sahip.

Corvette ise dizginlenmemiş bir vahşi hayvan gibi. Kesinlikle acıması yok. Gaza biraz dokunmak mı? Anında heybetli bir itiş olarak geri dönüyor. Hem de hangi viteste olursanız olun. 7 ileri oranlı mekanik şanzıman biraz bilek gücü gerektirse de, kendisinden beklenenlerin tamamını veriyor. Vibrasyonlar, sesler, direktlik ve direksiyonla frenlerin etkileyici geri bildirimleri Corvette’i harika bir yol makinesi haline getiriyor. Tüm bunlara, dengeli sürüş tepkileri, çok iyi tutunan ön aks, yol rüzgarının yüksek yere bastırma etkisi, viraj girişlerindeki temiz denge, limitlerindeyken hissettirdiği yumuşak nötrlük ve frenlerinin gücü de ekleniyor. Gerçek bir spor otomobil böyle olur. Finalde Stingray, pistte TT’den 1.4 sn daha kısa bir tur zamanına imza atıyor. Yani podyumumuzun patronu Bruce, pardon Corvette oluyor.

SONUÇ

Jan Horn ve MIrko Menke

KARAKTER FARKI

Audi TT RS (lastikler çok dayanmasa da) çok hızlı bir araba. Acemiler bile onunla rahatça hız yapabilir. 5 silindirli motoruysa çok özel bir makine. Ancaaaaak: Corvette Stingray mutlak bir sporcu ve her şartta tam bir macera kaynağı: İster pistte limitlerinde kullanın, isterse şehir dışı yollarda yavaş yavaş gezinin. Ayrıca buradaki daha hızlı otomobil de Corvette. Peki ya tüketim? Can yakabilir! Ama birçoklarına göre bunun önemi olmayacaktır.

kaynak:autoshow.com.tr

Kategoriler
Manşet Oto Haber

Jeep yeni Wrangler’ı tanıttı

Yeni Jeep Wrangler, Uluslararası Cenevre Otomobil Fuarı’nda SUV tutkunlarının dikkatini yine üzerine çekti. Üst düzey 4×4 yetenekleri, orijinaline sadık kalarak geliştirilen modern tasarımı, kapsamlı teknolojik ve güvenlik donanımları ile arazinin şampiyonu Jeep Wrangler, günlük kullanımdaki rahatlığı ile yine efsane isim olmaya devam edecek. Yeni Jeep Wrangler, 2018 yılının sonbahar aylarında ülkemiz yollarıyla buluşacak.

İlk üretildiği günden bu yana 2 milyonun üzerinde satış adedine imza atan Wrangler, 1941 yılında başlayan efsanevi tarihinde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Cenevre Otomobil Fuarı’nda gerçekleştirilen tanıtımla Avrupa’da gün yüzüne çıkan dördüncü nesil Jeep Wrangler SUV dünyasının çıtasını yükseltecek asfalt ve off-road yetenekleri, geleneksel tasarımı, açık hava özgürlüğü sunan karoser özellikleri ve ileri teknolojik güvenlik donanımlarıyla dünyanın en yetenekli ve tanınmış arazi aracı olma geleneğini sürdürüyor. Sonbahar aylarında ülkemiz yollarıyla buluşacak olan Yeni Jeep Wrangler’da 2.0 litrelik, 265 HP güç ve 400 Nm tork üreten turbo beslemeli benzinli motor görev alacak. Tüm Wrangler modelleri, çekiş gücü, su geçişi, manevra, artikülasyon ve yerden yüksekliği kabiliyetlerini kapsayan ağır testlerden geçerek edindiği ve efsanevi 4×4 kabiliyetini ortaya koyan ‘trail rated’ nişanıyla satışa sunulacak.

 

Geleneksel Jeep Wrangler tasarımının yeni temsilcisi!

 

Yeni Jeep Wrangler, geleneksel Jeep tasarımına sadık ve modernize edilmiş bir dış görünümle dikkat çekiyor. Yeni dış tasarımıyla güçlü ve her türlü yol şartına meydan okuyan karakteristik duruşunu devam ettiren yeni Jeep Wrangler geniş cam alanları sayesinde çevreye hâkim, rahat bir sürüş sunuyor.

 

Jeep tasarımcılarının markanın imzası niteliğinde olan efsanevi yedi oluklu ön ızgarayı yeniden tasarladığı görülüyor. Yeni ızgaranın farlarla kesişen tasarımı efsanevi Jeep CJ’e gönderme yapıyor. Yeni ön ızgaranın üst kısmındaki kavis ayrıca aerodinamik verimliliği de artırıyor. Sahara ve Rubicon modellerinde sunulan LED farlar ve sis farları daha çekici bir görünümü beraberinde getirirken sinyal lambaları çamurlukların uç noktasına entegre ediliyor. Alışılagelmiş olduğu kare formunu koruyan stop lambalarında da çağın gereklerine uygun olarak LED teknolojisi kullanılıyor. Yeni Jeep Wrangler 2 ve 4 kapılı olmak üzere eskiden olduğu gibi iki farklı gövde tipiyle üretiliyor.

 

Premium özellikler ve yeni teknolojilerle zenginleşen geleneksel iç mekân tasarımı

 

Yeni Jeep Wrangler’ın iç mekânı geleneksel tasarım ve çok yönlü kullanım özelliklerini aynı potada eritiyor. Geleneksel yatay konumlu dik konsol mimarisi sportif ve modern tasarım detaylarıyla tamamlanıyor. Ergonomik tasarımlı orta konsola entegre edilen klima ve müzik sistemi, medya şarj ve bağlantı soketleri, sürücü ve ön yolcunun sürüş esnasında rahatlıkla ulaşabileceği kullanım ergonomisini sunuyor. Havalandırma ızgarasını çevreleyen krom aplikasyonlar kalite algısını yükseltirken modern ve sportif bir görünümü de beraberinde getiriyor. Yeni Jeep Wrangler ile birlikte su geçirmeyen marş düğmesi devreye alınıyor.

 

Kontrast renkli dikişlere sahip kumaş veya deri koltuklar ayarlanabilir bel desteği ile daha fazla konfor sunarken direksiyon ve koltuk ısıtması gibi donanımlar konforu destekliyor. Tüm yeni Wrangler’lar yeni Uconnect sistemlerini beraberinde sunuyor. Ekranda gösterilecek olan bilgiler sürücüler tarafından kişiselleştirilebiliyor. Orta konsolda 7,0 inç veya natif olarak sunulan ve bugüne kadar bir Wrangler’da sunulan en büyük ekran olan 8,4 inçlik dokunmatik ekrana ev sahipliği yapıyor. Dördüncü nesil Uconnect’e ait ekran orta konsolun en üst noktasına entegre ediliyor. Hızlı açılış, hassas dokunmatik ekran ve yüksek çözünürlüklü görüntü gibi özelliklerle kullanıcı dostu bir ara yüz sunan Uconnect’in 7,0 inç veya 8,4 inçlik versiyonları Apple CarPlay ve Android Auto desteği ile üstün akıllı telefon entegrasyonu sunuyor. İki adet USB portu veya 12 volt soketi dışında farklı noktalara entegre edilen saklama alanlarıyla yeni Jeep Wrangler modern çağın gereksinimlerini fazlasıyla yerine getiriyor ve kullanım kolaylığı sunuyor.

 

Efsanevi Jeep yetenekleri daha da gelişti!

 

Sürüş özellikleri, yol tutuş dinamikleri ve ses karakteristiği daha da iyileştirilen yeni Jeep Wrangler ağırlığı azaltılan gövdesi ve yakıt tüketimi düşürülen motorları ile gelişmiş sürüş verimliliği sunuyor. Yeni beş kollu süspansiyon sistemiyle mükemmel asfalt sürüş özellikleri sunan yeni Jeep Wrangler daha geliştirilen teknik yapısı ve güncellenen arazi donanımıyla markanın “dilediğin yere git” felsefesine sadık bir yapı sunuyor.

Kategoriler
Manşet Oto Haber

Ürdün Otokar Otobüslerini Tercih Etti

Türkiye’nin en çok tercih edilen lider otobüs markası Otokar, ihracatta hız kesmiyor. Kısa süre önce Bükreş Belediyesi’nin açtığı 400 adetlik otobüs ihalesini kazanarak Türkiye’nin tek kalemde alınan en büyük otobüs ihracatına imza atmaya hazırlanan Otokar, Ürdün’deki otobüs ihalesini de kazandı. Otokar, Ürdün’ün başkenti Amman Belediyesi’nin açtığı 100 adetlik otobüs ihalesi kapsamında 40 adet Kent, 60 adet Doruk otobüsü, bu yıl Ammanlılara hizmet etmeye başlayacak.

Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar, ürettiği otobüslerle Türkiye dahil 50 ülkede toplu ulaşıma nefes aldırmaya devam ediyor. Sektörde 55 yıllık deneyimi ile ürettiği araçlarla kullanılan ülkelerde tasarımı, ergonomisi, teknolojisi ile büyük beğeni toplayan Otokar, Ürdün’ün başkenti Amman Belediyesi’nin açtığı 100 adet otobüs alımına ilişkin toplu taşıma ihalesini kazandı. Kısa süre önce Bükreş Belediyesi’nin açtığı 400 adetlik otobüs ihalesini de kazanan Otokar, 40 adet Kent, 60 adet Doruk’tan oluşan 100 otobüsü bu yıl içinde Amman Belediyesi’ne teslim edecek.

 

Amman’ın artan toplu taşıma ihracatını karşılamak üzere başlattığı dönüşüm çalışmaları neticesinde açılan ihalenin Ürdünlü Manaseer Group’un bağlı şirketi ve Otokar Ürdün distribütörü Al Adyat Al Sareeah Letejaret Al Aleyat Co aracılığıyla alındığını belirtenOtokar Genel Müdürü Serdar Görgüç; “Kullanıcılarımızı odak noktamıza alarak ihtiyaç ve beklentilere uygun ürettiğimiz otobüslerimiz yurtdışında takdir görmeye devam ediyor. Bükreş Belediyesi’nin ardından Amman Belediyesi’nin de Otokar’ı tercih etmesinden büyük bir onur ve mutluluk duyduk. Türkiye’nin lider otobüs üreticisi olarak 4 milyon nüfusa sahip Amman’ın toplu taşımasını rahatlatacak, modern, çevreci araçlarımızı bu yıl teslim edeceğiz. Anlaşmanın her iki taraf ve Ammanlılar için hayırlı olmasını dilerim” dedi.

 

Enerji, çevre, altyapı ve toplu taşıma alanında önemli bir dönüşüm yaşayan Amman’ın hayata geçirdiği proje kapsamında genç, yaşlı ve engellilerin daha rahat, güvenli, konforlu ve çevre dostu araçlarla seyahat edeceklerini belirten Amman Belediye Başkanı Yousef Shawarbeh; “Tüm büyük şehirlerde olduğu gibi ülkemizde de var olan yoğun trafiğin önüne geçmek, vatandaşlarımıza daha iyi bir hizmet vermek için farklı büyüklüklerde 100 adet otobüs alımı yaptık. Bu yıl içinde vatandaşlarımızın hizmetine sunacağımız 100 adet yeni otobüslerimiz ile bölgenin en iyi filosuna kavuşacağız. Dönüşüm çalışmaları kapsamında otobüslerimiz içerisinde elektronik ödeme sistemi gibi yüksek standartlar olacak. Çevre dostu ulaşım sistemimizin haricinde alt yapı ve kaldırım iyileştirme projelerine hız vereceğiz” açıklamasını yaptı.

 

ŞEHİRİÇİ TAŞIMACILIKTA ÜST DÜZEY KONFOR

Amman genelinde kullanılacak 40 adetlik Kent, basamaksız alçak giriş tabanı, geniş iç hacmi ile yolculara eşsiz konfor sunuyor. İç ve dış modern görüntüsü, çevreci motoru, üstün yol tutuşunun yanı sıra ekonomik olmasıyla da ön plana çıkan Kent LF, düşük işletme giderleriyle de kullanıcısına her daim kazandırıyor. Güçlü kliması ile her mevsim ferah yolculuk vadeden Kent, ABS, ASR, disk frenler ve kapılarda sıkışmayı önleyici sistem ile maksimum güvenlik sunuyor.

 

ENGELLERİ ORTADAN KALDIRIYOR

Otokar’ın kullanıcı beklentileri doğrultusunda ürettiği ve Avrupa’da büyük beğeni toplayan Doruk, iç ve dış modern görüntüsü, güçlü motoru, yol tutuşu ve üstün çekiş performansının yanı sıra ekonomik olmasıyla da ön plana çıkıyor. Alçak tabanı ve iniş kapısındaki engelli rampası ile tekerlekli sandalyeli, bebek arabalı ve yaşlı yolcuların rahatlıkla araca giriş ve çıkışına olanak sağlıyor. Büyük ve geniş camları, ferah iç hacmi ve standart sunulan kliması ile yolculara rahat ve keyifli yolculuk yaşatıyor. Avrupa güvenlik normlarına uygun sistemlerin kullanıldığı otobüslerde, ön ve arkada tam kuru havalı disk frenlere ek olarak ABS, ASR ve Retarder sayesinde maksimum güvenlik sunuyor.

 

50 ÜLKEDE MİLYONLARCA YOLCU TAŞIYOR

Ürettiği araçlarda sunduğu konfor, teknoloji, gücü ve düşük işletme giderleri ile 50 ülkenin ilk tercihi olan Otokar, 35 binden fazla otobüsü ile her gün milyonlarca yolcu taşıyor. Türkiye dışına 5 bine yakın otobüs satışı yapan Otokar, 2017’de en çok otobüs satışını gerçekleştirdiği ihracat pazarlarıyla Fransa, İtalya ve İspanya’daki toplam araç parkını 2 bin 500 adede yükseltti.

 

Toplu taşımaya özel olarak geliştirilen Otokar otobüsleri, alçak giriş tabanı, geniş iç hacmi ile yolculara eşsiz bir konfor sunarken; iç ve dış modern görüntüsü, çevreci Euro 6 motoru, üstün yol tutuşunun yanı sıra ekonomik olmasıyla da ön plana çıkıyor. Kullanıldığı ülkelerde kent içi toplu taşımada yeni bir dönem başlatan Otokar, düşük işletme giderleriyle de kullanıcısına her zaman kazandırıyor. Her mevsim ferah bir yolculuk vadeden Otokar otobüsleri, üstün güvenlik sistemleriyle de kullanıcı ve yolcularına maksimum güvenlik vadediyor. Alternatif yakıtlar konusunda da çalışmalar yürüten Otokar, geçmiş yıllarda Türkiye’nin ilk hibrit ve Türkiye’nin ilk elektrikli otobüsünü de tasarlayarak ürün ailesine ekledi.

kaynak: otomobilgazetesi

Kategoriler
Manşet Motor

Adventure Naked sınıfının iddialı modeli “Bajaj Dominar 400” gün sayıyor

Dünyanın en büyük üçüncü motosiklet üreticisi kimliği ile Türkiye’de de motorsiklet sektörünün yükselen markası olan Bajaj, sport segmentindeki büyük başarısının ardından, adventure naked segmentine de iddialı bir giriş yapıyor. Yılın ikinci çeyreğinde satışa sunulacak olan “Dominar 400” ilk kez Motobike İstanbul’da sergilenmiş ve büyük ilgi toplamıştı. “Dominar 400” performansı, şık tasarımı, gelişmiş teknolojisi ve yüksek güvenlik özellikleriyle öne çıkarken, markanın teknoloji, tasarım ve performans açısından ulaştığı noktayı da gözler önüne seriyor.
Naked motorun hareket kabiliyetini, adventure spor segmentinin de konforunu sunan Dominar 400, su soğutmalı 35 HP gücündeki 375cc’lik motoru; 6500d/d 35nm tork üretiyor. 6 vitesli şanzıman ile 4 valf ve 3 bujisi bulunan Dominar 400 aynı zamanda ön ve arka ABS fren sistemiyle de güvenliği ön planda tuttuğunu gösteriyor. Bu sınıfın en yeni modelinde gösterge paneli tamamen dijital led ekran haline getirilirken, benzin deposu üzerinde yer alan dijital led gösterge ile de dikkat çekiyor.
Sağlamlıktan ödün vermeden hafiflik elde etmek için alüminyum parçalar kullanılan Dominar 400, agresif hatları ve 1,5 km’den görülebilen mozaik desenli led farları ile dikkat çekici bir tasarıma sahip. Modelde 2 ayrı parça olarak tasarlanan led stop lambaları dizayn açısından göz alıcı bir bütünlük sağlıyor.

Dominar 400 Teknik Özellikler 
MOTOR: cc: 373,3
TİP: Sıvı soğutmalı,
GÜÇ: 35 PS, 8000 RPM,
TORK: 35 Nm 6500 RPM
AĞIRLIK: 182 kg.
LASTİK EBAT: Ön: 110/70-17, Arka: 150/60-17
VİTES SAYISI: 6
FREN SİSTEM: Ön ve Arka ABS disk
TİP: Advanter& Naked
RENKLER: Ay beyazı, gece yarısı mavisi ve mürdüm

Kaynak: autoshow.com.tr

Kategoriler
Manşet Oto İnceleme

Bakalım Kodiaq ne kadar iyi?

Kendisini aşmaya başlayan Skoda, yeni rakiplere meydan okuyor. Çek markanın büyük SUV’unun, elit Mercedes GLC ile uygun fiyatlı Koreli bestseller arasındaki konumunu araştırdık.
Skoda… Çeklerin ucuz markası… Bu eskidendi. Çok yönlü yeteneklere ve özgün tarzlara sahip Octavia, Yeti ve Superb bunun harika örnekleri. Şimdiyse arenaya Kodiaq çıktı: (Tabi ki) VW teknolojileriyle üretilmiş büyük ve ağır bir SUV. Peki ama bu oyuncunun yetenekleri nasıl? Bunun cevabını puanlamalı karşılaştırmamız ortaya koyacak. Büyük Çek SUV’unu Hyundai Santa Fe ve Mercedes GLC’nin karşısına çıkardık. Rakiplerden Koreli SUV, 31 bin Euro’luk Almanya baz fiyatıyla orta sınıf SUV fiyatlarının alt sınırını oluşturuyor. Lüks donanımları ve bolca modern multimedya ve asistan teknolojileriyle Mercedes ise bu sınırın üst kısmına daha yakın. Ayrıca bu sınıfın ne kadar premium olabileceğinin de bir göstergesi. Diğer taraftan karşılaştırmamıza baz modelleri almadık. Bunun yerine kendi türlerinin tipik temsilcilerini tercih ettik: Güçlü dizel motorlar, 4×4 ve otomatik şanzıman. Durum böyle olunca fiyat seviyeleri bayağı arttı. Örneğin en basit Kodiaq’ın 25 bin Euro’luk Almanya baz fiyatı (benzinli, 4×2) test aracımıza özgü ekstralarla (18 inçlik jantlar, ayarlı süspansiyon) birlikte neredeyse 42 bin Euro’ya çıktı. Sizce de çok değil mi? Aslında Hyundai ile karşılaştırıldığında pek değil. Premium 2.2 CRDi olarak 40 bin Euro seviyesine dayanan fiyat, otomatik şanzıman ve 4×4 sistemiyle 50 bin Euro’ya yaklaştı. Mercedes ise daha da pahalıydı: Test aracımızın etiketindeki rakam 54 bin Euro’ydu. Donanım listelerine baktığımızda neredeyse bir eşitlik söz konusu. Hyundai gayet lüks donanımlara (geri görüş kamerası, elektrikli bagaj kapağı) sahipken, Mercedes ise multimedya teknolojilerinde (head-up gösterge, internet bağlantısı) önde. Skoda ise güvenliğe (LED farlar, acil durum telefon araması fonksiyonu) önem vermiş gibi görünüyor. Artık Skoda’nın fiyat olarak konumunu biliyoruz. Peki ya sürüş özellikleri?Gayet iyi… Kodiaq’ın süspansiyonu yumuşak ile orta sert arasında. Sürüş konforu da gayet yüksek ve 1.8 tonluk ağırlığına rağmen makul bir yol tutuş sunuyor. Çoğunlukla çok sessiz olan motorsa çalışkan ve gayet canlı bir makine. Ne yazık ki DSG şanzıman, VW modellerinden tanıdığımız TDI sorunlarına (hatta biraz daha fazlasına) da sahip: Sert kalkışlar, vites büyütürken sürekli yaşanan sarsıntılar, gecikmeli kickdown tepkileri, park manevralarında vasat seviyedeki düşük hız yetenekleri… Park manevraları sırasında bir şey daha dikkatimizi çekti: 1500 d/d’nin altındaki devirlerde motor can sıkıcı şekilde homurdanıyor. Buna VW’nin diğer TDI’larında rastlamamıştık.

Diğer küçük kaprisler: Panoramik tavan aksamı baş mesafelerini kısıtladığından ikinci koltuk sırasında iri yapılılar tam olarak dik oturamıyor, orta konsolun yan desteği sürücünün bacağına çok yakın duruyor, dokunmatik ekranın sağ kısmına ulaşmak için sürücünün kolunu iyice uzatıp hafifçe eğilmesi gerekiyor. Bu da bozuk zeminlerde doğru noktalara dokunmayı zorlaştırıyor. Hyundai ise ergonomik hatalara sahip değil: Düğme grupları doğru bir şekilde yerleştirilmiş, göstergeler çok okunaklı, devasa yan aynalar manevraları kolaylaştırıyor. Ayrıca iç mekan ve bagaj genişlikleri çok iyi.
Diğer taraftan yolcuların vücutları biraz daha fazla desteklenebilir ve motor da biraz daha sessiz olabilirmiş: Tıkırdıyor, homurdanıyor, vızıldıyor…
Biraz zorlanıyormuş gibi hissettiren CRDi makine, aynı zamanda karşılaştırmadaki en fazla yakıt tüketimine sahip.
Vites değişimleri vasatı aşamayan otomatik şanzıman, direkt olmayan direksiyon ve süspansiyon, aracın rahat sürüşler için uygun olduğunu düşündürüyor.
Mercedes ise tam tersi bir karaktere sahip. Motor ve süspansiyon ayarları sayesinde her şart altında çok iyi sürüş özellikleri sunuyor. Tamam, CDI makinenin çalışma sesleri tam gazda belirgin bir şekilde duyuluyor ama çekiş gücü oldukça yüksek, tüm devirlerde dengeli bir karakter sunuyor ve 6.8 lt ile oldukça düşük bir yakıt tüketimine sahip. Otomatik şanzıman da sorunsuz: Kickdown’da oldukça canlı, 9 ileri vites dişlisi sayesinde her zaman en doğru oranı buluyor, kalkışlarda veya örneğin park ederken kaldırıma çıkmanız gerektiğinde hız rahatça dozlanıyor. Keşke tüm şanzımanlar bu 9G-Tronic gibi çalışabilseydi.
GLC 250 d’nin sürüş karakteri, beklenmedik derecede atakla aşırı dengeli arasında bir yerde. Özellikle frenler büyük beğeni topladı: Kış lastikleriyle 38 m’lik fren mesafesi kesinlikle çok iyi rakam. Diğer taraftan süspansiyonun biraz daha hassas olmasını beklerdik. Asfalttaki neredeyse gözle görünmeyecek kadar küçük dalgalar bile aracı huzursuz ediyor, sürekli dikey sallantılara neden oluyor ve bu kesinlikle hoş bir tepki değil. Mercedes’in iç mekanı rakiplerinden daha küçük. Küçük kapı açıklıkları nedeniyle arka koltuklara geçiş (tırmanmak mı desek?) biraz daha zorlayıcı. Sürücü ve öndeki yolcuya sunulan oturma pozisyonları ise birinci sınıf.

SONUÇ
Henning Klipp ve Jan Horn
PREMIUM? YETERLİ! UCUZ? EH! YİNE DE İYİ!
Kodiaq, geniş iç mekanı ve yüksek konforuyla karşılaştırmamızı kazandı. Devasa kütlesine rağmen çok fazla yakıt tüketmiyor, sürüş özellikleri iyi ve donanımları gayet kapsamlı. Mercedes’in ona dikkat etmesi gerekebilir. Skoda kadar olmasa da Hyundai de gayet iyi bir yol arkadaşı. Ama tarzı biraz daha kaba. Skoda hala uygun fiyatlı ama artık kesinlikle bir kelepir değil.

 

Kaynak: Autoshow.com.tr

Kategoriler
Manşet Oto Haber

Tesla 4 gün kontak kapattı

Tesla, bir türlü hedeflediği üretim ve teslimat rakamlarını yakalayamadığı Model 3 serisi için fabrikalarındaki ekipmanla ilgili çalışmalar nedeniyle 4 gün boyunca geçici olarak üretimi durdurduğunu açıkladı. Gelecek çeyrekte de devamının olabileceği belirtildi.

Habertürk’te yer alan habere göre Tesla, ekonomi sınıfı elektrikli aracı Model 3’te otomasyonu geliştirmek ve üretim oranlarını arttırmak için ekipmanların ayarlanması gerekçesiyle 4 gün boyunca fabrikasında çalışmayı durduracağını açıkladı. Şirket Model 3’ü açıkladıktan sonra 55 milyar dolar piyasa değerini aşarak Ford ve GM gibi devleri sollamıştı

Model 3 için 400 bin ön sipariş alan şirket aralık 2017 itibarıyla ayda 20 bin Model 3 üreteceğini belirtmiş ancak 2017 yılının son çeyreğinde sadece 1550 otomobil teslim edebilmişti.

Geçen ay ise hissedar notunda Model 3 üretimi için bu çeyreğin sonuna dek haftalık 2500 araç ve ikinci çeyreğin sonuna dek ise haftalık 5000 üretim hedefi konmuştu.

Elon Musk ise Model 3 için Tesla üzerindeki üretim baskısının arttığını, dün Teksas’ta katıldığı bir etkinlikte doğruladı ve elektrikli sedan modelindeki üretim hedeflerinin 2018 yılının ilk çeyreğinde yarı yarıya azaldığını belirtti.

2017’nin dördüncü çeyreğinde Tesla 28.425 Model S ve Model X teslim etmiş, 1.542 Model 3 ile birlikte toplam teslimat 29.967 adede ulaşmıştı.

Öte yandan, şirket tarafından yapılan açıklamada üretim bandında 4 gün olarak planlanan duraksamanın normal olduğu vurgulandı ve üretimdeki darboğazın aşılması için gerekliliğine dikkat çekildi.

Tesla fabrikalardaki ekipmanlarla ilgili yenileme hakkında detay vermese de ABD basınındaki uzmanlar bu geçici durdurmanın gelecek aylarda birkaç kez daha yaşanabileceğini belirtiyor.

Dünyanın en büyük elektrikli otomotiv üreticisi Tesla, geçtiğimiz aylarda da yeni otomobili Model 3’ün pil modülünü ürettiği Nevada fabrikasında üstesinden gelemediği sorunlar yaşamıştı. Bloomberg verilerine göre ise üretimdeki gecikmeler nedeniyle şirketin dakikada 8 bin dolar kaybettiği belirtilmiş ve onbinlerce sipariş de iptal edilmişti.

Kaynak: Otohaber

Kategoriler
Manşet Oto İnceleme

Golf’ün 3 silindirli motoru

Artık Golf’ün de küçük bir tasarruf motoru var. Bakalım bu diyetisyen makineler nelere kadirler?

Ekonomi global olarak pek de iyi değil. Herkesin tasarruf etmeyi öğrenmesi gerekiyor. Hatta otomobillerimizin bile. Bunun dışında yasalar, örneğin Avrupa Parlamentosu kararları, üreticileri sürekli daha az tüketen otomobiller üretmeye zorluyor. Örneğin 95 gr/km’lik karbondioksit salınım sınırı ilk başlarda otomobil üreticilerini bayağı endişelendirmişti. Bir süre sonra ise gerekli önlemler alınmaya başlandı: Yeni modeller hafiflemeli ve daha fazlası mümkün olmayana kadar tasarruf edebilmeliydi. Durum böyle olunca Golf bile 3 silindirli ve sarsıntılı olduğu iddia edilen bir motorla tanıştı.

kaynak: autoshow.com.tr

Kategoriler
Manşet Oto Haber

Peugeot, Cenevre’de gövde gösterisi yaptı

Peugeot, 2018 Cenevre Otomobil Fuarı’nda iki ürün ve bir marka elçisi olmak üzere üç dünya tanıtımı gerçekleştirdi. Bir yandan 5 metrelik dev bir ‘Aslan’ heykelini yeni marka elçisi olarak lanse eden Peugeot, diğer yandan Yeni 508 ve Yeni RIFTER olmak üzere iki yeni modelin dünya tanıtımını gerçekleştirdi.

Peugeot CEO’su Jean-Philippe Imparato, markanın 2017 performansına ilişkin yapmış olduğu değerlendirmede: “2017, Peugeot için muhteşem bir yıl oldu. Her şeyden önce 2 milyon adetle rekor kırdık. Daha önce 2020 yılına kadar satışlarımızın yüzde 50’sinin Avrupa dışı olacağını açıklamıştık. Bu hedef doğrultusunda 2017 yılında satışlarımızın yüzde 45’i Avrupa dışı olarak gerçekleşti. 600.000 adetle SUV ürün gamımız da rekor kırdı. Satışlarımızın yüzde 70’ini Allure ve üstü donanım paketleri oluştururken ticari araç ürün gamımız yüzde 7 pay ile tarihi bir rekor kırdı.” dedi. Geçtiğimiz sene beş adet SUV tanıtımından sonra Peugeot markasının 2018 yılında tamamen yeni tutkulara yöneleceğini söylediğini hatırlatan Imparato: “Bugün burada üç dünya tanıtımını sizlere duyurmaktan dolayı çok mutluyum. 5 metre yüksekliğindeki ‘Aslan’ bunların ilki. Bu Aslan bizim en önemli değerimiz olan “ödün vermeden kalite” ‘yi temsil ediyor. Peugeot markası, 1810 yılının başlarında çelik üzerinde çalışan ve onu dönüştüren, vizyon sahibi insanlar tarafından kuruldu. Aslan logosu ilk olarak 1858 yılında yaratıldı ve 160 yıldır markayı sırtında taşıyor. Logo, marka tarafından üretilen Peugeot testere bıçaklarının üç özelliğini simgeliyor: esneklik, dişlerin kuvveti ve kesme hızı. Ok ise hız kavramını temsil ediyor. “Aslan”ı marka elçisi olarak gördüklerini ifade eden Imparato sözlerini: “Peugeot, hiçbir şeyden taviz vermeden kaliteye odaklanıyor. Kalite markanın DNA’sına işlemiş durumda. Tıpkı sürüş keyfi gibi. Peugeot demek kalite demek ve sürüş keyfi demek.” şeklinde sürdürdü.

Dinamik tasarım ve üstün sürüş keyfi

Peugeot tasarım dilini dinamizm yönünde daha da geliştirmeye devam ediyor. Cenevre’de dünya tanıtımını yaptığı Yeni 508 modeli markanın en güncel tasarım dilinin gitmiş olduğu yönü ortaya koyuyor. Peugeot’nun gelecekteki tasarım dilini değerlendiren Imparato: “EXALT tasarımı heyecan uyandıran detaylarıyla Peugeot’nun sedan yaklaşımını daha da ileriye taşımıştı. Büyük hacimli sedan modellere olan tutkumuzu daha da yukarılara taşımak için EXALT ve INSTINCT konseptlerinden esinlenerek tamamen yeni bir sedan kavramı yarattık.” şeklinde konuştu ve ekledi: “Peugeot sedan kavramını yeniden keşfediyor. Yeni Peugeot 508, Peugeot 508’in yerini almıyor! Yeni Peugeot 508 her şeyi değiştiriyor! Yeni Peugeot 508; radikal tasarımı, yol tutuşu, yeni motorları, teknolojik donanımı ve özellikle kalitesiyle çıtayı yükseltiyor.”

Yeni Peugeot 508, markanın amiral gemisi olarak öne çıkıyor. Pazar dinamiklerini değiştirmek üzere tasarlanan ve geliştirilen Yeni Peugeot 508 sınıfının standartlarını yeniden belirliyor. Her bir ayrıntısı büyük bir özenle şekillendirilen Yeni Peugeot 508, sadece dinamik tasarımıyla değil üst düzey malzeme ve işçilik kalitesiyle de markanın sınıf atlama stratejisini destekliyor. Yeni Peugeot i-Cockpit® ve bu sınıfta benzersiz olan Gece Görüş Sistemi de dahil yeni nesil gelişmiş sürüş destek sistemleri kalite algısı ve sürüş keyfi kadar sürüş güvenliğine de verilen önemi gözler önüne sererken, yeni 8 kademeli tam otomatik şanzımanla donatılan yüksek verimlilik seviyesine sahip motorlar Peugeot’nun çevreci yaklaşımını gösteriyor.

Imparato Yeni Peugeot 508’i: “Tasarımı ve sürüş özellikleriyle benzersiz bir dinamizm ve sürüş keyfi sunuyor.” kelimeleriyle değerlendirdi. Sadece Yeni 508 modelinin dünya tanıtımını yapmakla kalmayan Peugeot aynı zamanda Cenevre Otomobil Fuarı’nda Yeni RIFTER modelinin de dünya tanıtımını gerçekleştirdi. Fransız markanın en güncel tasarım diline sadık bir görünümle dikkat çeken Yeni Peugeot RIFTER, dinamik tasarımı kadar güçlü ve sağlam duruşuyla günlük yaşantının tüm zorluklarına meydan okuyor. Bu sınıfta benzersiz olan Peugeot i-Cockpit® ile donatılan Peugeot RIFTER, yolculukları keyfe dönüştürüyor. Tamamen yeni bir platform üzerine inşa edilen Yeni Peugeot RIFTER dayanıklı ve sağlam yapısıyla en zor kullanım şartlarını destekliyor. Yeni Peugeot RIFTER’in çok yönlü kullanım özelliklerinin altını çizen Imparato: “Yeni Peugeot RIFTER sahip olduğu üstün niteliklerle gerek şehir içinde, gerek şehirlerarası yolculuklarda ve gerekse küçük haftasonu keşiflerinde de ideal yol arkadaşı olarak öne çıkıyor. Yeni RIFTER aynı zamanda SUV sınıfına özgü: yerden yüksek yapı, büyük tekerlekler ve ilave kaplamaların sağladığı koruma unsurları gibi özellikleri bünyesinde barındırıyor.” dedi. Bünyesinde barındırdığı özelliklerle çok amaçlı bir kullanım sunan Yeni Peugeot RIFTER şehir içi ve şehir dışı yolculuklar dışında asfalt dışı yollardaki patikalarda da üstün bir sürüş güvenliği sunuyor. Advanced Grip Control ve Dangel ile birlikte geliştirilen dört tekerlekten çekiş sistemi patikalardaki keşifleri kolaylaştırıyor.Patikanın da ötesine gitmek üzere geliştirilen Peugeot Rifter 4×4 Concept, tüm tekerleklerden çekiş, özel lastikler ve 80 mm arttırılmış yerden yükseklik gibi özelliklerle dikkat çekiyor. Tavana monte edilen özel çadır keşiflerin yarıda kalmasını önlerken maceraları daha da ileriye götürmek üzere elektrikli bisiklet devreye giriyor. Imparato, markanın otomobil dışı alanlardaki tasarım ve işbirliklerine de değinerek: “Peugeot Design Lab tasarımcıları otomotiv dışındaki sektörlere sahip oldukları bilgi birikimi ve deneyimi aktarıyor. Peugeot Design Lab tasarımcıları dünyanın önde gelen Fransız yatçılık şirketi Bénéteau ile yaptıkları işbirliği çerçevesinde geliştirilen “Sea Drive Concept” tamamen yeni bir yatçılık deneyimi sunuyor.” dedi. Imparato: “Peugeot’nun takım ruhu motorsporlarında da başarıyı beraberinde getiriyor. Dakar Rallisi’nde üç yıl üst üste zafer kazanan Peugeot Sport’un Rüya Takımı şimdi de WRX’de gücünü göstermek üzere hazırlıklarına devam ediyor. Peugeot markasının macerası hız kesmeden devam ediyor.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Kaynak: otomobilgazetesi

Kategoriler
Manşet Oto Haber

Ford Otosan ticari araçlarıyla Cenevre Fuarı’nda

Ford’un dünyadaki ticari araç üssü olan Ford Otosan, Tourneo Courier ve Tourneo Custom’ın yenilenen modelleri ile Cenevre Otomobil Fuarı’na katıldı.

Ticari araç modellerini müşterilerinin beklentileri doğrultusunda yenilediklerini belirten Ford Otosan Pazarlama, Satış ve Satış Sonrası Genel Müdür Yardımcısı Özgür Yücetürk, “Ford olarak 2017’de de Türkiye’nin ve Avrupa’nın ‘en çok tercih edilen ticari araç markası’ olmaktan gurur duyuyoruz. Yenilenen ticari araç ürün portföyümüz ile yıllardır süren liderliğimizi devam ettirmeyi hedefliyoruz.”dedi. Ford’un dünyadaki ticari araç üssü olan ve markanın “en çok tercih edilen ticari araçlarını” üreten Ford Otosan, Ford Tourneo Courier ile Tourneo Custom’ın yenilenen modellerini Uluslararası Cenevre Otomobil Fuarı’nda Avrupalı müşterilerinin beğenisine sundu. Ford Otosan’ın Yeniköy fabrikasında üretilen Tourneo Courier ile Gölcük fabrikasında üretilen Tourneo Custom, fuarda dikkatleri üzerine çekerek Türk mühendisliği ve üretim başarısını gururla temsil etti. Uluslararası Cenevre Otomobil Fuarı’na katılan Ford Otosan Pazarlama, Satış ve Satış Sonrası Genel Müdür Yardımcısı Özgür Yücetürk“Müşteri beklentilerini en iyi şekilde karşılayan ürünlerimiz ile Türkiye pazarında ticari araç liderliğimizi kesintisiz bir şekilde sürdürüyoruz. Geçen yıl da hafif ve orta ticari araç pazarında satışlarımızı 71.214 adede ve pazar payımızı yüzde 30,5’e yükselterek, Türkiye ticari araç pazarındaki liderliğimizi bir kez daha pekiştirdik. Bu başarıda son iki yıldır Türkiye’nin en çok tercih edilen hafif ticari araç modeli olan Courier’in yeri büyük. Avrupa pazarında ise Ford, son 25 yılın en iyi Ocak ayı satış başarısını yakalayarak Avrupa’nın en çok tercih edilen ticari araç markası oldu: Ford, Avrupa’da bu yılın ocak ayında satışlarını yüzde 4.4 artırarak 26.700 adet ticari araç sattı. Ticari ürün segmentimizi müşterilerimizin beklentileri doğrultusunda yeniliyoruz. Ocak ayı içerisinde Ford Transit, akabinde Ford’un yenilenen ticari modelleri Transit Custom ve Tourneo Custom, Ar-Ge çalışmalarında Türk mühendislerinin de yer aldığı EcoBlue motor ile pazara sunuldu. Mayıs ayında satışa sunulacak yenilenen Courier ve yılın ikinci yarısında sunacağımız yeni Connect modellerimiz ile 2018 yılında tüm ticari ürün ailesini yenilemiş olacağız. Ford Otosan olarak, Türkiye’de ürettiğimiz araçlarımızla markamızın Türkiye ve Avrupa’da ‘en çok tercih edilen ticari araç markası’ olmasından gurur duyuyoruz. Ticari araçlarda yenilenen ürün portföyümüz ile yıllardır süren liderliğimizi devam ettirmeyi hedefliyoruz.”

Yeni Tourneo Courier, iş hayatı kadar sosyal hayata da uyumlu

Ford’un B segmentindeki hafif ticari aracı Tourneo Courier, iş hayatına olduğu kadar sosyal hayata da uyum sağlayan yenilikleriyle ticari araç pazarındaki standartları yeniden belirliyor. Daha fazla tasarruf ve verimlilik sağlayan 6 ileri vitesli manuel şanzımana sahip olan Yeni Tourneo Courier’in yeniden tasarlanan iç mekânı ve fonksiyonel koltuk yapısı dört kişinin konforlu bir şekilde yolculuk yapmasını sağlıyor. Fonskiyonel koltuklar, katlanarak bagaj bölümüne fazladan yer açıyor ve oturma düzeninin taşınması gereken yüke göre ayarlanabilmesine olanak tanıyor. Gelişmiş teknolojilerle donatılan Tourneo Courier, Ford’un yeni iletişim ve eğlence sistemi SYNC3 ile de daha eğlenceli bir yolculuk vaat ediyor.

 

Yeni Tourneo Custom ile her yolculukta Business Class konforu

Yenilenen ön tasarımı ve yepyeni premium iç mekânıyla rafine ve sofistike bir yolculuk sunan yeni Tourneo Custom, sürücü koltuğundaki konforun yanısıra, 9 kişiye ulaşan yolcu kapasitesine eşlik eden ve sınıfında ilk ve tek olarak sunulan koltuk düzeni yetenekleri ile lüks ve modern yolcu taşımacılığına adını yazıyor. Segmentinde arka yolcu kabininde birbirinden bağımsız olarak hareket edebilen 6 koltuk sunan tek model olarak dikkat çeken Tourneo Custom, 30’un üzerinde koltuk konfigürasyonu sunuyor. Orta koltuk sırtlıklarını katlayıp düz yüzeyi masa olarak kullanabilme ve koltukların ikinci sırasını konferansta olduğu gibi düzenleyebilme özellikleri yolculara kolaylık sağlıyor. Her bir koltuk bağımsız olarak katlanıp kaldırılarak, limuzin tarzı geniş bir alan ya da bagajlar için genişletilmiş alan yaratılabiliyor. Yeni Tourneo Custom’da yolcular, tasarım dili yenilenen ön konsol dizaynı, 6’sı arka yolcu kabininde olmak üzere 8 USB girişi ve 10 hoparlörlü ses ve müzik sisteminin de keyfini çıkarabiliyorlar.

Kaynak: otomobilgazetesi

Kategoriler
Manşet Motor

Quadro 4

Garipliğin zirvesi
Dört tekerlekli ama gerçek motosiklet hissi veriyor. Ayrıca B sınıfı ehliyetle de kullanılabiliyor.

Easy Rider tamamen farklı bir şey. Örneğin Harleylerinin üzerinde seyahat eden Dennis Hopper ve Peter Fonda gibi… Mutlak motosiklet romantizmi! Ben ise şu anda büyük bir grenaja sahip bir scooterın direksiyonundayım. 4 tekerlekli olmasına ve otomobil ehliyetiyle kullanılabilmesine rağmen gerçek motosiklet keyfi verdiği iddia ediliyor. Hayır, asla inanamam! Neticede önyargıları güçlü bir kişiyim.

Test sürüşüm sıradanlıkla başladı: Seleye otur, motoru çalıştır, sağ elciği çevir… Ardından Quadro4, tipik tek silindirli motorunun sesiyle harekete geçiyor. Vites değiştirmeye de ihtiyacım yok, çünkü 350 cc’lik motorun 29 HP’lik gücü, CVT şanzıman üzerinden arka tekerleklere aktarılıyor ve bu 4 tekerlekli motosikleti 130 km/s’ye kadar çıkarabiliyor. Ancak henüz 80 km/s’de bile önden gelen rüzgar iyice şiddetleniyor. Hatta o kadar şiddetleniyor ki, öne doğru yatıp yüzey küçültüyorum. Ardından scooter tekrar hızlanmaya başlıyor. Bu yüzden gaz azaltıp dik oturuyor ve keyfini çıkarmaya çalışıyorum.

Harika! Şimdi gerçekten de biraz motosiklet özgürlük hissi yaşamaya başlıyorum. Hem de motosiklet ehliyetine gerek olmadan. Bunu sağlayansa Quadro4’ün iz genişlikleri: Önde 550 mm. Kanuna göre 460 mm’nin üzerindeki iz genişlikleri aracın 3 tekerlekli otomobil sınıfına girmesini sağlıyor ve otomobil ehliyetiyle kullanılabiliyor.

Quadro4’ün plastik ağırlıklı görünümü, döküm demir seven motosiklet sürücülerine hoş gelmeyecektir. Ancak bana göre bunun önemi yok. Neticede bu şey kesinlikle keyif veriyor. Bunun nedeni ise hem gayet şık görünüyor olması, hem de Hydraulic Tilting System adlı akıllı yana yatma teknolojisinin getirdiği yüksek güvenlik seviyesi.

Sistemde birbirleriyle bağlantılı çalışan yağ/gaz amortisörü görevi yapıyor. Bunlar scooterı düz eksende stabil tutarken, çok yavaş hızlarda güvenli bir şekilde 45 derece yana yatabilmesini sağlıyor. Bunu başarabilen hiçbir motosiklet yok. Tüm tekerleklere aynı güç binerken, yana yatışlarda sistem içinde akan yağ, sabitleyici bir etki yaratıyor. Bu sayede acemiler bile bu araçla etkileyici manevralar yapabiliyor. Motosikletçilerin takıldığı bir kafenin önündeki gözlemlerim de, Quadro4’ün beğenildiğini gösterdi. Ancak bunun sebebi aracın görünümü değil, ilerici süspansiyon teknolojisiydi.

Merkezi gaz tankıyla iki adet ters yönlü gaz deposunun havalı süspansiyon işlevi gördüğünü söylediğimde ise deri ceketli motorculardan biri, Quadro4 ile bir tur atmak istediğini söyledi ve karşılığında kullanmam için Harley’ini bana vermeyi teklif etti.
Bolca konfor, bolca güvenlik… Sonuç olarak Quadro4 de bir Easy Rider. Hem de kelimenin gerçek anlamıyla!

Quadro4
Motor: Tek silindir, 4 zamanlı, su soğutmalı, benzin enjeksiyonlu; Motor hacmi: 346 cc; Maks. güç: 29 HP-7500 d/d; Maks. tork: 33.2 Nm-5500 d/d; Maks. hız: 130 km/s; Güç aktarımı: Zincirli aktarma, arkadan itiş, CVT şanzıman; Yakıt deposu: 14 lt; Boyutlar (u/g/y): 2200/800/1340 mm; Sele yüksekliği: 780 mm; Boş ağırlık: 279 kg

1- OTOMOBİL SÜRÜCÜLERİ İÇİN MOTOSİKLET

2- Meslektaşımız ilk anlarda yana yatık şekilde duran Quadro4’e şüpheyle yaklaştı.

3- Sağ taraftaki el freni görevi yapan kol, scooterın devrilmesini engelliyor.

4- Deri ceketli ekip önce dalga geçse de, tanıdıktan sonra Quadro4’ü ilginç buldular.

5- Ne motosiklet ne de scooter. Ancak kesinlikle çok keyifli. Ayrıca yüksek konfor ve güvenlik seviyesiyle de beğeni topluyor.

6- Hidrolik sistem sayesinde 45 derece yana yatabiliyor.

7- İki yuvarlak göstergeden hız ve devir takip edilebiliyor. 200 km/s’lik kadran abartılı: Maksimum hız 130 km/s.

8- Hidrolik kollar baskı kuvvetini tekerleklere eşit dağıtıyor.

9- Oturaklı ve güvenli: Quadro4’ün sürüşü çok dengeli.

10- SONUÇ
Dört tekerlekli bir scooter olsa da, otomobil sürücülerine eksiksiz bir motosiklet keyfi veriyor. Quadro4, ikinci otomobil yerine geçebilecek eğlenceli ve gayet mantıklı bir alternatif olabilir. Özellikle de motosiklet ehliyeti olmayanlar için.

kaynak: autoshow.com.tr

Kategoriler
Manşet Oto İnceleme

Gerçek ‘VIP’ hangisi?

Ticari araçlarda konfor çıtası giderek artıyor. Bu durumun en büyük sebebi tüketicilerin talebi. Konfor konusunda Mercedes-Benz, Viano modeliyle kendini ispatlamış bir marka. Ford ise Tourneo Custom modeliyle konfor çıtasını yükselten bir marka. Bu iki markanın konforlu araçları karşı karşıya gelirse ne mi olur? Gelin buna beraber karar verelim.

Tasarım

Mercedes Viano ve Ford Tourneo Custom tasarım anlamında modern bir yapıya sahipler. İki model de ön bölümünde geniş ızgaraları ve nikelaj detaylarıyla dikkat çekiyor. İki model far grubunda mercekli sisteme yer vermiş. Ancak Mercedes Viano LED gündüz farlarıyla Tourneo Custom’ın standart ampulden oluşan gündüz farına görsel olarak çalım atıyor. Ön bölümde başka bir detay ise sis farı oluyor. Tourneo Custom’da yer alan bu detay, Mercedes-Viano’da üst donanımlarda geliyor. Yan bölüme gelindiğinde ise iki model de sade tasarımıyla ön planda. Bu bölümde Tourneo Custom yan basamaklarıyla konfor çıtasını yükseltirken Viano’da bu detay yer almıyor. Ayrıca Viano, geniş ve karatılmış camlarıyla daha ferah ve VIP konforu sağlarken rakibi Tourneo Custom daha dar camlarıyla dinamik bir görüntü sağlamış. Arka bölüme gelindiğinde ise Tourneo Custom, Viano’dan daha çekici bir tasarıma sahip. İki rakip de neredeyse aynı yükleme yüksekliğine sahipken Mercedes Viano ayarlanabilir süspansiyonlarıyla gerekli durumlarda bu yüksekliği değiştirebiliyor. Boyut disiplinine baktığımızda Mercedes-Benz Viano; 4763 mm uzunluğa, 1901 mm genişliğe, 1856 mm yüksekliğe ve 3200 mm dingil mesafesine sahip. Tourneo Custom ise 5339 mm uzunluğa, 1986 genişliğe, 2022 yüksekliğe ve 3300 mm dingil mesafesine sahip. Viano, Ford Tourneo Custom’ın 300 S versiyonuna denk olduğu için bu boyutlarda karşılaştırdığımızda Viano, 200 mm daha kısa 164 mm daha alçak, ancak 267 mm daha uzun dingil mesafesine sahip oluyor.

İç Mekân

Araçların içine geçtiğimizde malzeme kalitesi anlamında iki model de sorunsuz gözüküyor. Ancak burada Tourneo Custom daha yeni ve teknolojik bir iç mekân ile rakibine fark atıyor. Viano içeride şıklık temasını yükseltmek için maun kaplama kullanmış. Ayrıca bu konu deri detaylar ile desteklenmiş. Tourneo Custom ise buna daha sade bir iç mekân ile cevap vermiş. Rakibine göre çok fazla şık detayları yer almasa da deri detaylarıyla tatminkâr seviyede. Viano orta konsolun üst bölümünde havalandırma sistemi alt bölümünde ise müzik sistemine yer vermiş. Rakibi Tourneo Custom ise Viano’nun tam tersi bir yerleşimi tercih etmiş. İki model de aracın bazı özelliklerini direksiyon üzerinden kontrol etme imkânı sunmuş. Bu konuda Viano daha sade bir yapı sunarken Tourneo Custom daha karışık bir kullanıma sahip. Ancak Viano bu sadeliği hız sabitleyicisini farklı bir direksiyon koluna taşıyarak yapmış. Bu detay karmaşayı engellemiş ancak Mercedes bu ayrıntıyı daha teknolojik bir tuş ile direksiyona konumlandırılabilirdi.  Rakiplerin ikisinde de ön konsola entegre vites kullanılmış. Tourneo Custom’da bu detay zarif bir tasarım ile ön konsolun bütünlüğünü sağlarken Viano’da sonradan eklenmiş hissi veriyor. İki modelde de deri koltuklara yer verilmiş. Tourneo Custom ön sırada ikili oturma düzeni sunarken, Viano burayı tek koltuk yapmayı tercih etmiş. Arka bölüme geldiğimizde ise Viano karşılıklı oturma düzeni sunarken Tourneo Custom, 2 sıralı 3’lü oturma sistemi sunmuş. Karşılıklı oturma düzeniyle Viano konfor bakımından Custom’ın önüne geçiyor gibi görünüyor. Ancak bu avantaj aracın kullanım şekline göre değişim gösterebilir. Bagaj bölümüne geldiğimizde ise standart konumda iki modelden Viano 730 litre alan sunarken Tourneo Custom rakibini 922 litre ile geride bırakıyor.

Motor

İki araç da 2.2 litre motora sahip. Duratorq motorlu Tourneo Custom, 3500 d/d’de 155 Bg güç 1600 d/d’de 385 Nm tork değerine sahip. CDI motora sahip olan Viano ise 3600 d/d’de 163 Bg güç ve 1600-2400 d/d arasında ise 360 Nm tork çıkışına sahip. Bu değerler ile Viano maksimum 188, Tourneo Custom ise 157 Km/s hız değeri sunuyor.  Viano’nun ortalama yakıt tüketimi 7.3 litre. Tourneo Custom ise 6,5 litrelik tüketim değeri ile rakibinden daha tutumlu.

Konfor ve Yol Tutuşu

İki modelde de konfor odaklı yumuşak süspansiyonlara yer verilmiş. Bu detay iki aracın viraj performansını etkilese de konfor çıtalarını yükseltmiş. Motor ve yol sesi iki modelde de optimum düzeyde engellenmiş ancak burada Mercedes Viano rakibinden daha iyi bir performans sergilemiş. İki modelin de sınırları zorlandığında ilk kaymalarını arkadan gerçekleşirken güvenlik sistemleri sayesinde bu konuda sıkıntı yaşamak zor.

Güvenlik

Çarpışma testlerinden Viano 4 yıldız Tourneo Custom ise 5 yıldız ile ayrıldı. Çarpışma sırasında kabini sağlam kalan Viano sürücünün sadece sağ kaval kemiği ve kafatasına maksimum koruma sağlarken yolcunun ise iki baldırı dışında tüm noktalarına tam koruma sağladı. Yandan çarpmalarda ise sürücünün göğüs kafesi dışındaki her noktasına maksimum koruma sağladı.

Tourneo Custom ise çarpışma testinde kabini sağlam kalırken, sürücüye göğüs baldır ve sol kaval kemiği dışında maksimum koruma sağlarken yolcuya ise göğüs ve iki baldırı dışında maksimum koruma sağlamıştır. Yandan araç çarpışmalarında tüm uzuvlara gösterdiği maksimum koruma ile sağlamlığını ispatlarken, sabit bariyer çarpışmalarında göğüs kafesi ve bel bölgesi dışında tüm uzuvlara maksimum koruma sağlanmış. Ford Transit Custom arkadan çarpmalarda ise sınırlı derecede koruma sağlamıştır. Yaya çarpışmalarında ise bazı noktalarda sınırlı derecede koruma sağlasa bile EuroNcap testlerinden beş yıldız almayı başardı.

Yorum-Alper GÜLER

“Ticaretin kullanışlı, düşük maliyetli ve sorunsuz makam aracı”. Bu cümle aslında Tourneo Custom’ı bir çırpıda açıklıyor. Kullanışlı; çünkü bütün zeminlerdeki kullanımlara uygun, düşük maliyetli çünkü rakibinden daha üst donanımlı versiyonları çok daha ucuza sunuyor. Bunlar Tourneo Custom’ı ön plana taşıyacak yeterli detaylar. Diğer ayrıntılara bakacak olursak rakibine göre daha dinamik hatlara sahip.  Tourneo Custom rakibiyle aynı hacimdeki motoru kullanıyor fakat rakibinden güçsüz. Ancak bu tarz araçlarda torkun daha önemli olduğunu hepimiz iyi biliyoruz. Tourneo Custom’da bu önemi 385 Nm tork değeri ile göstermiş. Fabrika verilerine göre ise rakibinden daha az yakıt tüketim değerine sahip. Devir ekonomi devri olunca bu ufak detaylar çok önemli oluyor. İki modelde de arka bölümün havalandırması ayrı tutulmuş. Viano’da bu sistem sürücü kontrolünde yapılarak VIP havası verilmek istenmiş. Ancak sürücü bu işlevi yaparken gözünü yoldan ayırıyor. Bu ayrıntı güvenlik konusunda sıkıntı yaşatabilir. Tourneo Custom iç mekânda farklı koltuk hareketleriyle size özgür bir yükleme alanı oluşturabiliyor. 922 litre bagaj hacmiyle de rakibine fark atıyor. Ve gel gelelim fiyat konusuna.. Tourneo Custom’ı 91.000 TL’ye full donanımlı olarak satın alabiliyorsunuz. Viano ise 133.930 TL’lik fiyat etiketine sahip. Devir ekonomi devri ve Türkiye’de daha fazla donanımı daha ulaşılabilir fiyata sunabilen markalar hep kazanmıştır.

Kaynak: arabam.com